Veri Analizi

CFO’ları Bekleyen Yeni Gelecek, Veri Değerlemesi #EvD

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Geleceğin Meslekleri TRT Radyo-1 Söyleşisi

TRT Radyo 1 “Geleceğin Meslekleri” programının yapımcısı İbrahim Şahin ile gerçekleştirdiğimiz söyleşi programını sizler için kaleme aldım.

Hikâyeleştiren Zafer Elgin; “2018 yılında yapay zekâ tarafından üretilen bir tablo New York’ta düzenlenen bir müzayede de 435.000 $’ların üzerinde alıcı bulduğunda, aynı yıl bir dünya kupası karşılaşmasında, penaltı kararını bir yapay zekâ uygulaması karar verdiğinde insanlık artık kendi teklinde sandığı sanattan, önemli bir eğlence kültürü sağlayan futbola kadar her alanda değişimle burun buruna gelir. Değişime karşı alınabilecek en kötü tavır onu görmezden gelmek yada kabullenmemektir. Ancak söz konusu bireyin mesleğinde bir değişim olduğunda, insanlık hiçbir zaman kucaklayıcı olamamıştır. İbrahim Müteferrika matbaayı İstanbul’a getirdiğinde, ona karşı duran hattatlarla, güvenli bir şekilde yük taşıma görevini üstlenen buharlı trenlere saldıran kovboylar, aynı insanı tepkiyi veren ancak tarih tarafından acımasızca yargılanan iki kesimdir. Çünkü, her ikisi de değişimle birlikte toplumdaki konumlarını ve prestijlerini sağlayan mesleklerini kaybetme korkusuyla yüzleşir ve buna göre tepki verir. Bugün tüm sarı taksilerin ve otobüslerin sürücüsüz hale geldiğini hayal edelim. Bu araçların sürücüleri olan şoförler, yine benzer bir tepki vermeyecekler midir?

Teknolojideki değişim hızı ve uygulama sahasının genişlemesiyle 2016 yılından itibaren pek çok önemli kaynak, mesleklerin sanıldığından daha hızlı bir şekilde değişeceğini vurguluyor. Üstelik bu sefer değişimin hızı, insan ömrü kadar değil, sadece 5-6 yıl olarak tahmin ediliyor. 5 yıl bir mesleği hedefleyerek üniversiteye giren bir gencin, mezun olduğu zaman hedefinin büyük ölçüde değişmiş ve güncellenmiş olması demektir. Peki, insanoğlu bu hıza ve değişime nasıl adapte olmalıdır?

Gelecek için en iyi kariyerler hangileridir? Her şey nasıl değişecek? Yarının mesleklerine bugünden hazırlanmak mümkün mü? Çoğumuz bu sorulara kesin cevaplar vermeyi çok isteriz ama elbette kimse geleceğin neler getirebileceğini kesin olarak bilemez ve söyleyemez. Yapabileceğimizi en iyisi bilime dayalı tahminler yapmaktır. Bunlar tahmin de olsalar oldukça şaşırtıcı olasılıkları hayal etmemize yardımcı oluyor. Bizde bu programda geleceğin mesleklerinin neler olabileceğine dair kafa yorarken, Ülke olarak bu değişime ve gelişime nasıl ayak uydurabileceğimizi tartışmayı amaçlıyoruz. Programımızın bu bölümünde Veri Bilimi Uzmanı Fatma ÇINAR ile günümüzün petrolü haline gelen veriyi ve gelecekte yaratacağı mesleki dönüşümleri siz değerli dinleyenlerimiz için yorumlamaya çalışacağız.

Veri en genel biçimde işlenmemiş, bir bilgi parçacığıdır. Bu küçük parçacıklar tek başlarına bir anlam ifade etmezler. Fakat bu parçacıklar toplanarak, büyük bir yığın haline geldiğinde, insanlığa dair inanılmaz sırları ve keşifleri saklayacak potansiyele ulaşmış demektir. Veri, yeniçağın petrolüdür, fakat ham petrolüdür. Çünkü işlenmezse sahip olduğu değere karşın, kullanılabilir değildir.

İnsanoğlu var olduğu andan itibaren veri üretir. Bu bilinçsizce üretim Milattan önceki dönemlere ait kalıntılardan başlayıp, bugün sosyal medyadaki beğenilerimiz ve paylaşımlarımıza kadar uzanır. Kayıt tutma ihtiyacı, binlerce yıl öncesinde kil tabletleri, papirüs şeritleri, parşömen veya hayvan derisinden yapılan araçlarla sağlanıyordu. Günümüzde ise tüm veriler dijital ortamlarda bulunuyor. Veri yolculuğuna ait ilk örnekler 1960 yılında, Uganda da yapılan bir kazıyla keşfedilen “İshango Kemikleri” olarak kabul edilir. İlk çağların insanı, bu kemikler üzerine attığı çentiklerle ticari eylemlerini ve alışverişlerini kontrol eder. Hatta depoladığı yiyeceğin ne kadar süre kendisine yeteceğine dair tahminleri de bu çentikler sayesinde gerçekleştirebilir. Böylece ilkel sayılabilecek insan, veri sayesinde hayatta kalır ve topluluk olma yolunda diğer insanlarla ilişkilerini düzenler. II. Dünya savaşı patlak verdiğinde bir alman mühendis tarafından geliştirilen şifreleme makinesi olan Enigma, verinin gücünü bir kez daha gösterir. Bu makine, Almanya’nın askeri pek çok sırrının stratejik bilgilerinin, politik ve ticari hamlelerinin şifrelenerek iletilmesini sağlar. Bu şifreli mesajlar yani veriler Almanya’nın düşmanları tarafından çok iyi bir biçimde derlenmesine karşın çözümlenemez. İnsan iş gücü topladığı veri miktarını analiz edebilecek yeterli zamana sahip değildir. Çünkü enigma 24 saatte bir kendi şifreleme düzenini değiştirir. Yani 24 saat sonunda işlediğiniz veri, bir sonraki dilimde, hiçbir işiniz yaramaz. İnsan zekası ilk defa zaman darlığı karşısında çaresiz ve veriye hükmedemez. İngiliz hükümeti savaşın seyrinin değiştirilmesinin bu şifrelerin çözülmesine bağlı olduğunu bildiği için dönemin en parlak zihinlerinin bir araya getirir. Bu zihinler içinde adını tarihe altın harflerle yazdıran Alan Turing de vardır. Turing, makine karşısında ancak makinenin başarılı olabileceği fikrînden yola çıkarak, enigma kırıcıyı icat eder. Böylece insan üretilen veri miktarı karşısındaki acizliğini makineler yardımıyla giderebileceğini ilk kez fark eder. Geleceğin mesleklerine dair bir perspektif çizen ve bu konudaki en temel kaynaklardan biri olan Dr. Şebnem Özdemir ve Doç.Dr. Deniz Kılınç’ın yazdığı geleceğin meslekleri isimli kitapta veriyle ilgili şu tespite yer verilir: Veri iyi yada kötü değildir. Veri nötrdür. Ona hükmetmek için toplayanın ve işleyenin amacı doğrultusunda hizmet eden sadık bir hizmetkârdır.”

Fatma Çınar; Petrol çağında ürettiğimiz rekabet artık çok geride kaldı. Rekabetin doğası ve iklimi değişti. Neden? Artan veri hacmi, yükselen yeni bir veri ekonomisi yarattı. Dolaysıyla bir veri endüstrisi yarattı. Hatta Davos’ta bu gündeme geldi. ”Bol bol veri üretelim, onlara farklı gözle bakalım ve işlediğimiz veriyi bir emtia olarak kullanalım. ‘Ne Para, Ne Petrol, asıl kıymetli olanın “Veri” olduğunu 2019 yılında Davos’ta söyleyen bizzat Japon Başbakan Abe oldu. Onu aynı şekilde takip eden de Alman Şansölyesi Merkel oldu. Dünya farkında…” Peki, biz farkında mıyız? Gayet tabi farkındayız. Çünkü 21.yüzyılın kazananlarını ve kaybedenlerini belirleyecek tek güç #Data.

Veri analitiği üzerine yapılan araştırmalara baktığımızda bugün 2004 yılında ABD iş piyasasında yarattığı iş hacmi 14 trilyon dolar. Sadece 2020’ye baktığımızda da yıllık 60 milyar dolardan fazla bir tasarruf sağlayacağı öngörülüyor. Peki, veri kıymetli bir petrol, ham petrol/veri işimize yarayacak mı? Tabi ki rafine edilmeden işimize yaramayacak. Bu noktada “bilgiyi toplamak önemli, ama yeterli değildir, verinin sahip olduğu potansiyel, yalnızca sahip olunmasında değil, onun kullanımında yatıyor.”

Şimdi gelelim birleşme ve satın almalarda (M&A) karşımıza çıkan verinin ekonomik değerine Economic Value of Data (EvD) ve bu değerin hayata nasıl geçileceğine bakalım. Yakın zamanda 2015’te IBM, 2 milyar dolar karşılığında, The Weather Company şirketini satın aldı.

Neden mi diye sorarsanız. Şirketin sahip olduğu veriler için. Şirket her gün 3 milyar hava tahmini referans noktasından, 50.000 uçuştan ve 40 milyondan fazla akıllı telefondan gelen veriler dâhil olmak üzere, hava durumuyla ilgili muazzam miktarda bir veriye sahip. Burada IBM bu satın alma ile veriyi parasallaştırmıştır.

Veriyi önemli bir iş değeri haline dönüştürmüştür. Düşünün en basitinden ilaç şirketleri bile, nezle ve soğuk algınlığı ilaçlarına olan talebi tahmin etmek amacıyla hava durumu verilerini kullanıyor.

Artık IBM için bu ikincil pazar ile iş modelini dönüştürmüş ve en değerli intangiable varlığı olan veri ile yeni bir gelir kaynağı yaratmış oluyor. TikTok satın alması ağustos 2020 de veri değerlemesine örnek verilebilecek en yakın tarihli bir birleşme ve satın alma (M&A) işi olarak karşımıza çıkıyor. Gördüğünüz gibi şirketler artık sahip oldukları veriye bağlı olarak alınıp satılıyorlar.

“S&P şirketlerinin %60’ı kazançlarındaki kayıptan hava durumunu sorumlu tutuyor.” Doug Laney, Analist, Gartner

Simdi size soruyorum; tüm bunlardan dolayı hava koşullarını doğru tahmin edebilen bir şirket son derece faydalı bir yatırım haline gelmez mi? Evet tabii ki gelir. Tüm bunlar bizi nereye götürüyor. Veri üzerinden yeni bir ekonomi doğdu. Nasıl ki, internet 90’ların başında yeni bir ekonomi başlattıysa verilerde yeni bir ekonomi yaratarak iş modellerini dönüştüren yeni bir güç ve yeni bir oyun değiştirici olarak karşımıza çıkıyor. Nasıl mı dersek? Entelektüel sermaye olarak veri ve analitik iş dünyasını daha önce hiç görülmemiş bir dönüşüme sürüklüyor.

Nasıl mı? Veri, alışılmadık bir para birimidir. Çoğu para birimi birebir işlemsel ilişki gösteriyor. Örneğin, elimizde bir dolarımız var ve bir doların ölçülebilir değerinin sonlu olduğu kabul ediliyor — bir seferde yalnızca bir ürün veya bir hizmet satın almak için kullanıyoruz veya bir kişi aynı anda yalnızca bir ücretli iş yapabiliyor.

Ancak, buna veriler tarafından bakarsak, verilerin değerinin ölçülmesi, bu işlemsel sınırlamalarla kısıtlanamaz ve kısıtlı kalamaz. Verinin bu noktada nasıl doğru kullanıldığını anlayabiliriz. Verinin doğru kullanılması ile Avrupa Kamu Sistemine 250 milyar euro (Yunanistan’ın Milli Gelirinden fazla) potansiyel katkı hesaplanmış.

Yine McKinsey araştırmasına göre; veri güdümlü kuruluşların müşteri edinme olasılığı 23 kat, bu müşterileri elinde tutma olasılığı 6 kat ve hatta karlılıklarını artırma olasılığına baktığımızda da 19 kat daha fazla olduğunu söylemek mümkün.

Aslında, veri bir para birimi, verilerin birden fazla kullanım durumunda yani verinin opsiyon değeri ile kuruluşa olan değerinin artırılabileceği bir ağ etkisi yaratıyor. Bu durum verileri yatırım yapmak için güçlü bir para birimi haline getiriyor baktığımızda.

Günümüz şirketlerin veri varlıklarının boyutları da #valuation girecek yeni bir emtia, yeni bir asset/varlık olarak karşımıza çıkıyor. Ne yazık ki, kuruluşlar, Türkiye’den baktığımızda, bu verileri ve analitik para birimlerini regüle edebilecek koordinasyon noktasına henüz sahip değiller.

Konuya biraz daha globalden bakarsak; “fikri mülkiyet firmalarının kurumsal bir değerleme yaparken çıkarttıkları değerlemelerin % 80’inden fazlasının maddi olmayan varlıklardan yani (intangiable assets) lerden oluştuğunu söylüyor. ”Ocean Tomo

Günümüz iş dünyasında, bu maddi olmayan varlık değerinin çoğu bir işletmenin değerlemesinde söz konusu değil.

Kurumsal değerlemenin bir parçası olan bu ikincil değer kaynağı yani bir opsiyon değerinden söz ediyoruz burada. Verinin bir opsiyon değeri var. Bu opsiyon değerini göz ardı etmek korkunç bir denetim eksikliği değil de nedir? Burada sözüm büyük ölçekli globaldeki denetim firmalarına. Evet, veri değerlemesi konusunda bir denetim eksiliği ve açıklığı var bunun arkasını nasıl doldururuz. Asıl dönüp bakmamız gereken yer burası. Peki buraya nasıl geldik. Buraya şöyle geldik. Bugüne kadar işletmecilik ve konvansiyonel yönetim anlayışı CIO’lar, CFO’lar ve diğer yöneticiler, bilanço dışı varlıklarının değerini ölçmek ve teşvik etmek için çok az şey yaptılar” diyebilirim.

Aslında burada denetim firmalarının, şirketlerin veri varlıklarını hem keşfedilmemiş hem de muazzam ölçüde tanınmayan bir değer olarak gördüğünden bahsedebiliriz. Tabloya biraz daha genişletip globalden S&P Şirketlerinin Ortalama Yaşına baktığımızda; bugün S&P kurulduğundan bu yana Şirket ömürleri;

  • 1960’larda 61 yıl
  • 2016 18 yıl
  • 2020 max. 12 yıla düşüyor.
  • Son 15 yılda ilk 500 şirketin %52 si liste dışında kaldı. Ör:Yahoo, BlackBery, Kodak, Nokia
  • 2027 şirketlerin yaklaşık %75 iflaslar, batıklar ve birleşmeler sebebiyle listeden kaybolacak
  • ABNB, Ali Baba,

2027’de, bugün S&P 500 listesinde bulunan şirketlerin %75’i olmayacak. Peki var olanlar ne yapacak. Yeni inovatif bilgi temelli şirketler doğacak.

Kanımca veriyi bir değer olarak ele alan veya veriyi satarak yeni bir gelir kaynağı yaratan yeni iş modeline sahip şirkteler bu listenin başını çekecek gözüküyor.

Şimdiye kadar verinin değerinden bahsettik. Peki, Verinin Opsiyon Değeri Var mı? Opsiyon Değerlemesiyle Benzerlik Taşır mı?

Evet. Bugün vadeli işlemlere baktığımız zaman VİOP, verinin yeniden kullanımı ile aynı veriye farklı açılardan bakmak ve verinin değerini katlamak mümkün; Çünkü burada şöyle bir şey devreye giriyor. Veri, özellikle geleneksel varlıklarla karşılaştırıldığında doğal bir sabit değere sahip değil, Veri sıfır marjinal maliyetle ortaya çıkıyor ve verinin opsiyon değeri burada devreye giriyor. Bu noktada verinin sıfır (o) marjinal maliyetle sınırsız kullanımı söz konusu. Verinin ikincil değeri ve opsiyon değeri söz konusu. Verinin bir kuruluşun finansal yatırımları ve para kazanma yetenekleri üzerinde doğrudan bir etkisi olduğunu söyleyebilirim.

Peki, “Verinin Ekonomik Değeri” nasıl hesaplanmalı? Esas 1 milyon dolarlık sorunun cevabı burada.

EvD’yi hesaplamak için geleneksel muhasebe uygulamaları, veri varlıklarının finansal ve ekonomik potansiyelini doğru bir şekilde yansıtmıyor. Geleneksel muhasebe metotları verinin değerini hesaplamada hem yetersiz hem de kısa kalıyor. Neden derseniz? Muhasebe, varlığın değerini, kuruluşun bu varlıkları elde etmek için ne ödediğine bağlı olarak belirliyor. Kısaca şöyle söyleyebilirim. Veri değerlemesinde; GERİYE DÖNÜK muhasebe perspektifini kullanmak yerine, verilerin ekonomik değerini belirlemek için İLERİYE DÖNÜK, öngörücü bir bakış açısı kullanmamız gerekiyor.

Verilerin değerlemesini doğru yapabilmek için iç kontrol sistemleri ve uyum süreçlerini hızlı bir şekilde tanımlamalı ve tamamlamalıyız

Burada dünyadan bir örnek verelim.

 

Tablo 1’de birleşme ve satın alma fiyatları ile yıllık komisyon veya lisanslama gösterilmektedir.

University of Tokyo’nun araştırmasına göre; artık birçok çevrimiçi platformlarda ve R&D vakalarına baktığımızda; 2017’de Amazon’un verilerden elde edilen tahmini yıllık komisyon 41,8 milyar ABD Doları olup, veriye dayalı bir işletme modeline geçtiklerinde ise elde edilen gelir 125 milyar ABD dolarıdır. Bu aslında verinin petrolden daha fazla bir güç olduğunu, verinin bir değerlemeye konu olduğunu gösteriyor. International Institute for Analytics; “veriyi kullanan işletmeler, veriyi kullanmayan rakiplerine kıyasla 430 milyar dolarlık bir verimlilik avantajına sahip olacaklar” diyor.

Birleşme ve satın almalarda (M&A) veri değerlemesi önemli dedik. Veri değerlemesi konusuna bir PE firması tarafından baktığımızda, veri ve veriyle ilgili yeteneklerine değer vermek için PE’ler yakın gelecekte metodik bir yaklaşım belirleyecek ve bir dizi kıyaslama oranı geliştirecekler ve M&A rekabetinde veri değerlemesi alanında gerçek bir sıçrama yaratacaklarını düşünüyorum.

Peki, burada veri varlıkları, yeni bir oyun değiştirici iken sektörün oyuncularına etkisi ne olacak dersiniz. Burada çok kritik bir şey var. Günümüz CEO’larını ve CFO’larını bekleyen en önemli soru burada yatıyor. Bu da bize, akıllara CFO için sırada ne var sorusunu getiriyor.

CEO’ların ve yönetim kurullarının bir finans yöneticisinde aradığı beceri ve yetenekler artık değişiyor.

Bugün onları bulundukları pozisyona getiren özellikler, bir sonraki pozisyona taşımak için sibernetik dünyanın analitik ihtiyaçlarına ve trendlerine baktığımızda; bugün, dünün yetenekleri ile geldikleri yer, gelecekte var olmaları için yeterli olduğunu söylemek pek mümkün görünmüyor.

Zafer Elgin; Geçtiğimiz günlerde dünyanın en büyük yatırım bankalarından biri olan Goldman Sachs’ın CEO’su “Biz bir teknoloji şirketiyiz” dedi. Goldman Sachs, 1869’da kurulmuş bir banka. Aslına bakarsanız son yıllarda böyle bir eğilim söz konusu zaten. Daha önce J.P. Morgan’ın CFO’su da benzer bir cümle kurmuştu. Peki nedir 150 yıllık bir bankayı teknoloji şirketi olmaya özendiren ve böyle konuşturan? diye bir soru aklınızın baş köşesine gelip yerleşiveriyor. Başta basit bir iş ilanı olduğunu söylemek mümkün. Zira bankanın 2000’nin üzerindeki açık iş ilanının yüzde 46’sı teknoloji birimlerindeki robotik ve yapay zekâ ile temellendirilmiş yeni danışmanlık platformları, yeni dijital finans girişimleri, blockchain platformları ve büyük veri analiz birimleri için mühendis aramaları hali hazırda açık pozisyonlarının yarısının bunlardan oluştuğunun bir göstergesi. “Goldman Sachs – A Technology Company?”https://digital.hbs.edu/platform-digit/submission/goldman-sachs-a-technology-company/#

Bir diğer neden hatta en önemli neden diyebileceğimiz, birleşme-satın alma işlemleri (M&A). Goldman Sachs son beş yılda, 20’nin üzerinde finansal teknoloji (fintech) startup’ı satın almış. Önümüzdeki dönemde rekabet güçlerini koruyabilmek için bunun devamının da geleceğini duyurdular. 150 yıllık bir banka artık kendini teknoloji şirketi olarak tanımlıyor. Bunun bir anlamı olmalı?

Peki, günümüzün en önemli varlığı olan “verinin ekonomik değeri” nasıl hesaplanmalı?

Geleneksel muhasebe metodları verinin değerini hesaplamada neden yetersiz?

Bilinen şu ki, günümüzdeki en değerli şey verinin kendisi. Bu yüzden artık en büyük skandallar, en büyük yolsuzluklar veri üzerine biçilen değer üzerinden dönüyor. Hitachi Vantara CTO’su Bill Schmarzo, yazdığı makale ile verinin ekonomik değeri üzerine değiniyor ve bunun neden zor bir süreç olduğunun altını çiziyor. Verinin değerini hesaplamak zorlu bir süreç Schmarzo’ya göre kurumların verinin ekonomik değerini (EvD) Economic Value of Data #mergeracquisition anlaması için zaman ve çaba harcanması büyük önem taşıyor. Çünkü verinin bir kuruluşun finansal yatırımları ve para kazanma yetenekleri üzerinde doğrudan bir etkisi var. 

Fatma Çınar; CFO’lar çalıştıkları firmaların daha rekabetçi olması için veriyi nasıl kullanacaklar?

Burada şirketler açısından, Şirketlerin gerçek yardımcı pilotları ve amiral gemisi olan analistlerini manuel raporlamalardan uzaklaştırmayla işe başlamalarını önerebilirim. Konvansiyonel istatistik/matematik tuzaklarına sıkışan bu yöneticilerin Data Driven Economy içinde hem varlıkları hem de yetkinlikleri artık günümüzde tehdit altında.

Veriyi daha şeffaf ve daha yüksek frekansta kullanılabilir hale getirerek daha fazla katma değer daha fazla rekabet üstünlüğü sağlanabilir.

Veri Değerlemesi sizce bir CFO’nun nesi olmalı?

#EvD CFO’ların repertuarının bir parçası olmalı, ancak bu sadece birleşme ve satın alma faaliyetlerinin beklentisiyle değil, CIO’ larının ve CDO’ların ortaklaşa gerçekleştirdikleri bir yapı içinde olmalı!

Nereden mi başlayacaklar CFO’lar?

Verilerin maliyet temeli ve potansiyel piyasa değeri nedir? Sorularına cevap aramakla başlayabilirler. Bu konuda henüz alınacak çok yol olduğunu, daha pek çok sorunun cevaplanması gerektiğini kanaatindeyim. Çünkü veri varlıklarının ekonomik değeri iş dönüşümünü sağlamak isteyen kuruluşlar için artık yeni bir oyun değiştirici, CFO’lar için de yeni bir yetenek, yeni bir analitik yetkinlik diyebilirim.

Madalyonun öteki yüzündeki yatırım firmaları ve hedge fonlar tarafında da belirsizlikleri azaltmak için büyük miktarda veriyi işlemden geçirdiklerini söyleyebilirim. Eğer bir şirket, yatırımcıların beklentilerine yönelik belirsizlikleri azaltıyor ve daha fazla veri sunuyorsa, bu onların daima finans maliyetini azaltacaktır

Veri Değerlemesine sinema dünyasından müthiş bir örnekle devam edelim. Hepimizin hafızalarına kazınan Netflix’in The Social Dilemma belgeselinden tüylerimi diken diken eden bir sahne. “Tıpkı vadeli petrol piyasaları gibi, internet şirketleri vadeli insan piyasası yaratıyor.” Bu şirketler, veriler üzerinden davranışlarımızı öngörerek bizi yönlendirecek modeller geliştiriyorlar. Tam da burada şu günlerin Post-truth çağında, algılarımızla nasıl oynanıldığının bir göstergesidir bu dizi ve şiddetle izlenilmesini öneririm. Bu uygulamaları kullanan kişiler olarak “The Scoial Dilemma” filmden bir cümle daha “Eğer bir şeye para ödemiyorsanız ürün sizsinizdir.” Burada insanı nesneleştiren bir düzlem var yani insanı -object agent- bir düzlemde değerlendiriliyor ki oradaki ürünün kendisi biz insanlar oluyoruz.

Ürüne para ödemiyorsanız ürün SİZ sinizdir. Buradan da verinin yarattığı ekonomiye değinmiş olalım.

Master of the Universe/The Economist Ekim 2019 sayısında;

Evrenin Efendisi (Master of the Universe) başlığı ile asıl olayın dünyaya hâkim olacak algoritmaları gündeme aldı. Makinelerin Wall Street’i nasıl ele geçirdiği anlatılıyor. Asıl Olay #FincTech #RegTech

Statükoyu temsil eden algoritmalarla hiç bir kimse evrenin efendisi olamaz.

#Kopernik insana ”ya siz uzayın efendisi değilsiniz, başka evrenler de var”

#Darwin insana “siz dünyanın da efendisi değilsiniz” dedi.

100 yıl önce de #Freud, siz ”Kendinizin de efendisi değilsiniz, olamazsınız” dedi.

Neden mi? “Aklin arkasında akıl dışılığın krallığı var” dedi.

Buradan hareket edersek görünüşte makineler Wall Streeti ele geçirmiş gibi görülebilir. Ancak statükocu algoritmaların arkasında yine bir insan ve insan aklı olduğunu unutmayın. Algoritma ekonomisi ne yazık ki burada da işleyecek ve finans sektörünü dönüştürecektir. Artan veri hacmiyle gelişen algoritma ekonomisi sektördeki oyuncuları Data Driven Economy ve Data Driven World’e götürecek. Bundan kaçış yok.

CFO’ları bekleyen son derece teknik bir konu var. Veri değerleme ve veri bilimi işinde son derece multi disipliner olmak lazım. Dikey yapılanmak ta gerekiyor bugünün düzleminde. Artık bugüne baktığımızda bizi makine öğrenmesi, yapay zekâ çalışmalarına ve teknoloji tabanlı işlere götüren her şeye baktığımızda multi disipliner bir yapı söz konusu. Bu yapının içerisinde en basitinden istatistiksel modelleme var, bioistatistik var, biofizik var, şimdilerde bu alanlara yenileri ekleniyor. Ekonomi bilimini anlamak tek başına bu modelleri anlamak ta yetmeyecek. Hatta “ekonomi, ekonomistlere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir” derdi rahmetli Kutlu MERİH Hocam. Artık ekonomistlerin ve iktisatçıların bilmesi gereken çok önemli bir konu var. Ekonofizik. Napıcaklar günümüzün fiziğinin temel yöntemlerinin finansal verilerin analizindeki etkisi yadsınamaz. Aynı zamanda ekonofizik alanında çalışan iyi bir fizikçi, iyi bir veri okuyucsudur, iyi bir veri analistidir. Veri ile ne yapabileceğini anlar ve kavrar. Esas önemli olan ekonomi çalışan arkadaşların da anlayacağı gibi bir algoritma ekonomisinin doğduğunun göstergesidir tüm bu yeni yaklaşımlar ve gelişmeler. Finansal varlıkların davranışı ve ekonomilerin evriminin anlaşılması, bugünlerde olduğu kadar hiç önemli olmamıştı Davranışsal ekonomi ve finans çalışmış arkadaşlar finansal sistemlerin son derece #kompleks ve  #dinamik yapılı olduğunu bilirler. #BehavioralEconomics #EconoPhysics #neuroscience #complexity

Klasik kartezyen ve lineer analizler piyasa dinamiklerini izah etmekte hem yetersiz hem de kısa kalıyor. Piyasa özünde dinamik ve #kompleks yapılı bir sistem. Burada da #EconoPhysics #behavioraleconomy #neuroscience #complexity #riskmanagement konuları hepsi ortak akılda bilgi ve iş üreterek yan yana devam edecekler. Ekonomi tarafından baktığımızda da pek çok fizik yasasıyla, ekonomi arasında bağlantı var. Artık #Ekonofizik yaklaşımı şart olmuştur. #ekonofizik sistemdeki kırılganlığın başka bir faza ve başka bir konfigürasyona geçtiğini görür. #EconoPhysics #BehavioralEconomics Ekonomideki bu iklim ve zamanın ruhu bütün yolları ekonofizikğe çıkıyor. Finansal sistemin kredi balonunu artık #ekonofizik modeli ve kuralları ile anlatabiliriz diye düşünüyorum.

Aslında hemen her şeye fizik temel bilgisi ve bakış açısıyla başlamak çok aydınlatıcı oluyor. En sağlam zemin orada. Fizik iktisadın alet çantası olmaya devam edecek.

Gerçeklik nihayetinde ve en temelde fizikte tanımlanıyor. Orayı bilmeden ekonomi, siyaset hele de felsefe yapılamaz bence.

Söyleşiye konu olan verinin ekonomik değerine ilişkin son cümlemiz de bu olsun. Yakın gelecekte veri varlıklarının ekonomik değeri, iş dönüşümünü sağlamak isteyen kuruluşlar için, yeni bir oyun değiştirici olacak demedi demeyin.

Zafer Elgin; Veriyi kullanmanın ne kadar önemli olduğunun kavranması veriyle ilgili yeni mesleklerin ortaya çıkmasını kaçınılmaz hale getiriyor. Önümüzdeki bölümde yani ikinci bölümde bu mesleklerin neler olabileceğini veri bilimi uzmanı Fatma Çınar ile konuşmaya devam edeceğiz. 07 Ekim 2020 Saat:16:30 – 17:00 Geleceğin Meslekleri Programı

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir